|
Merhaba,
Ben Mert, 30 yaşındayım. 170 boyunda 80 kiloyum, esmerim. Atletik
sayılmayacak bir vücudum var yani biraz göbekliyim. Göbeğimin altında
10 santimlik küçük bir penisim var. Özel bir lisede fizik öğretmeniyim.
Karım Merve ise 28 yaşında, 160 boyunda 55 kilo, kumral, yeşil gözlü.
Saçları omuzlarından aşağılara uzanıyor ve dalgalı. 85-65-100
ölçülerinde, tam bir balık etli fıstık. Kocaman göğüsleri, ayva göbeği,
koca latin kalçaları ile tüm erkekleri büyüler. O da bir hastanede
hemşire olarak çalışıyor.
5 yıllık evliyiz ve çocuğumuz yok.
Karım son zamanlarda fazla kilolu olduğunu düşünmeye başlamıştı. Oysa
ben onun balık etli vücuduna, mükemmel kalçalarına, koca götüne
bayılıyordum. Benim de biraz kilo fazlam vardı, evet. Diyet, yürüyüş,
aerobik falan kesmiyordu karımı, Hülya Avşar gibi tenis yapmaya karar
vermişti. Okulumdaki beden eğitimi hocalarından biriyle, Kemal, haftada
2 gün bize ders vermesi konusunda anlaştık, ben de karımı yalnız
bırakmayacaktım. Akşamları mesai saatleri dışında olması gerekiyordu
tabii ki.
İlk günlerde Kemal tamamen bana odaklanmıştı, karıma da gösteriyordu
ama benim öğrenmem için daha çok çaba gösteriyordu. Bana öğretip,
karıma öğretme işini üzerime yıkacağını düşünüyordum. Ben hem hızlı
öğrendiğim hem de Kemal\'in üzerime düşmesi yüzünden çabucak
kavrayıvermiştim. Birkaç hafta sonra, Kemal benim yeterince öğrendiğime
kanaat getirince bu kez karımla ilgilenmeye başladı. O biraz daha fazla
zorlanıyordu. Bu yüzden her başardığı hareket kutlanacak bir olay
haline gelmişti... \"Tebrikler, Merve Hanım!\" Bravo, Merve Hanım!\"
zamanla \"Aferin, Merve!\" Harikasın, Merveciğim!\"e dönüşmüştü. Eh
aradan geçen onca vakitten sonra bu gayet doğal geliyordu.
Tenis elbiselerini bilirsiniz: Askılı bir body, minicik pileli bir
etek... Karımın harika vücudu elbiseyi öylesine taşıyordu ki, sanki
spor için değil de seksi görünmek için giyiyor gibiydi.
Kemal ikimizin de işin teoriğini ve forehand, backhand\'leri yeterince
öğrendiğimize karar verince bize maçlar yaptırmaya başladı. Setleri
genelde ben alıyordum ve maçları da. Bir erkek olarak karıma kendimi
kanıtlamak için hep ben kazanmaya çalışıyordum. Kemal genelde hakem
olup karımı kayırmasına rağmen hep benim kazanmam üzerine, Merve ondan
yardım istedi, benim için de bir sorun olmayacağını söyledikten sonra
artık 2\'ye 1 maçlar yapmaya başlamıltık. Karımın açıklarını
kavramıştım ve şimdi kazanmak için daha fazla bir istek duyuyordum.
Hala setlerin çoğunu ve maçların tamamını ben kazanıyordum. Kemal\'in
fazla zorlamadığını bilmek de bana yardımcı oluyordu. Bu arada karımın
aldığı her sayıdan sonra \"Bravo!\" deyip çak yapıyorlardı. Zamanla
tenis ruhuna uygun olarak:) Kemal Merve\'nin kalçalarına da küçük
çaklar yapmaya başladı. Aldıkları setler de ise kucaklaşıyorlar,
öpüşerek birbirlerini tebrik ediyorlardı. Zamanla karımın kalçasına
etek üstünden yaptığı küçük çaklar, etek altından götünü avuçlamaya
dönüştü. Setlerden sonra ki öpüşmeler de artık dudaklara en yakın
yerlerden olmaya başlamıştı. Ben tüm olayları sikim dimdik izlemeye
başlamıştım artık. Sanki onlar karı-kocaydı ve ben öğretmendim.
Kazanmak için daha fazla uğraşıyordum bir taraftan da...
Onları hep yendiğim için dalga geçer olmuştum artık. Kızıyorlar ama
yenilmenin üzüntüsüyle birşey yapmıyorlardı. En sonunda bir iddia
ortaya attım: Yenilen kazananı yemeğe götürecek ve asıl ceza olarak
hiçbir şey yemeyecekti... Gün gelip çattığında ben galibiyete hazırdım.
Maç başladığında hem Kemal hem Merve hiç olmadıkları kadar agresif
oynuyorlardı. Bu kadar asılmalarına rağmen yine de kafa kafaya
gidiyorduk. Tabi aldığı her sayıda karım, götünü Kemal\'e avuçlatıyor,
Kemal sayı aldığında neredeyse dudaklarından öpüyordu. İlk seti onlar
aldı... Karım Kemal\'in kucağına zıplayıp bacaklarını beline
dolayıvermişti, Kemal\'in yüzü karımın göğüsleri arasına gömülmüş,
elleri kalçalarında idi. Çadır kurduğu siki de karımın amını
zorluyordu, arada sadece Kemal\'in şortu ve Merve\'nin incecik külotu
vardı. Bu mükemmel manzara sonraki seti kazanmam için beni
kamçılamıştı.
Son sette son sayı kazananı belirleyecekti... Merve\'nin Kemal\'e
verdiği iyi şans öpücüğü dikkatimi dağıtmıştı. Yanağını falan değil
direk dudağını öperken göğüslerini tamamen Kemal\'e bastırmıştı ve eli
de sanki yanlışlıkla olmuş gibi Kemalin sikinin üzerinde kayıvermişti.
Ayrılırken Kemal\'de yine iyi şans için:) karımın eteğinin altından
kıçına şaplak atmıştı ama bu sefer tam hedefi vurduğunu karımın
yüzünden anlamıştım. Maç sayısını hemen alıverdiler. Ben iddiayı
kaybetmiştim ama onların o sevinçli halleri benim gibi biri için
kazanmak sayılabilirdi... Birbirlerine sarılmışlar ve öpüşüyorlardı,
evet öpüşüyorlardı. Masumiyet falan kalmamış alenen karşımda
sevişiyorlardı. Kemal karımın kalçalarını sımsıkı avuçlamıştı ve Merve
de Kemal\'i belinden kendine bastırıyordu. Arabaya kadar maçı nasıl
kazandıklarını birbirlerine anlatarak sarmaş dolaş yürüdüler. Ben,
arkada unutulmuş, onları izliyordum: Kemal Merve\'yi kalçasından
kendine bastırıyor, Merve de başını Kemal\'in omzuna dayamıştı. Arabaya
vardıklarında Kemal \"Kocanı unuttuk...\" dedi, gülerek, beni beklemeye
başladılar. Sessizce arabaya bindik, Kemal bizi eve bırakırken hala
maçtan bahsediyorlardı. Oysa ben tüm yol boyunca bu gece olanları
düşünmüştüm...
Yenilmek hem de son sayıda yenilmek, iki kişiye karşı olsa da canımı
yakmıştı. Daha fazla canımı yakan şeyse karımın başka bir adamla benden
daha fazla eğlenmesi hatta beni unutması olmuştu. İçimdeki
kıskançlıktan bahsetmiyorum bile... Evet, karıma sonsuz güvenim vardı,
ikimizin birden kabul etmediği hiçbir şey yapmayacağımıza dair birçok
sefer konuşmuştuk ve karımın bu gece yaptıkları şimdiye kadar itiraz
ettiğim anda durdurabileceğim şeylerdi, yani bunların olmasına ben izin
vermiş ve hatta bundan hoşlanmıştım ama bu gece sanki karım tarafından
aldatılmış gibi hissetmiştim.
Eve geldiğimizde, ona, Kemal\'le yatıp yatmadığını, beni aldatıp
aldatmadığını sordum. \"Aşkım, seninle konuşmadan böyle bir şey
yapmayacağımı biliyorsun. Hem 3 aydır ilk kez, sana karşı bir maç
kazandık, sevinme işini abartmış olabiliriz ama beni böyle görmenin
seni heyecanlandırdığını, hoşuna gittiğini kendin söylüyordun. Ben de
biraz bunun için biraz da senin dikkatini dağıtmak için böyle
davrandım. Seni üzdüysem özür dilerim!\" dedi. Beni yatıştırmıştı bu...
Duş aldıktan sonra yatağa yattığımızda kızgınlığım tamamen geçmiş,
yerini azgınlık almıştı. Karımla sevişmeye başladık. Bir süre önce
Kemal\'in şortu üzerinden zorladığı amını sikiyor, donu üzerinden
avuçladığı kıçını parmaklıyordum. Karım da yüzüme bakarak inliyor,
inliyordu. Sevişmemiz bittiğinde beni ne kadar sevdiğini ve istemediğim
hiçbir şey yapmayacağını söyleyerek tekrar özür diledi ve \"Eğer sen
istemiyorsan, bir daha asla böyle bir şey olmayacak!\" dedi. Cevap
vermek yerine sarıldım ve öylece uykuya daldık.
Birkaç gün sonra onlara yemeğe götüreceğim gece gelip çatmıştı. Ben
basit bir yemek olur diye düşünürken, karımın önce tüylerini alması
sonra duş için banyoya girip saatlerce çıkmaması ne kadar yanıldığımı
kanıtlamıştı... Yemeğe bir saat falan kala karım \"Hadi, git, Kemal\'i
al...\" diyerek beni evden yolladı. Kemal\'in evine geldiğimde zile
bastım ve beklemeye başladım. Gri bir takım elbise giymiştim, çok
şıktım ama kapı açılıp Kemal\'i görünce çöktüm. Siyah takımı, yeni
kestirdiği saçları ile her zamankinden daha farklıydı, bu geceyi çok
özel kabul etmişti. Anlamıştım ki bu basit bir iddia yemeği olmaktan
çıkmıştı...
Ben şöför koltuğuna oturdum, yanıma oturmasını beklerken arka kapıyı
açtı ve oraya oturdu. Karım Merve\'yle konuştuklarını ve bana daha
büyük bir ceza vermek istediklerini anlamıştım. \"Selam, Patron. Bu
gece her şey senden değil mi?\" diyerek bir kez daha ezmişti beni. Eve
doğru yol alırken \"Burada dur!\" dedi. Uygun bir yere parkedip durdum,
ne söyleyeceğini merak ediyordum. \"Eli boş gitmek olmaz değil mi,
Mertçiğim? Şu çiçekçiden bir buket gül alıver hadi.\" dediğinde
sinirden ölecektim. Karımın aşığını evinden aldığım yetmiyormuş gibi,
ona, karıma götürmesi için bir de çiçek mi alacaktım? Arabadan indim,
gidip en güzel gülleri seçip kocaman bir buket yaptırdım, tekrar
arabaya binip ona verdim.
Evin önüne geldiğimizde, ben kendi kapımı açamadan inip eve doğru
yürümeye başlamıştı, elinde güllerle... Zili çaldı, beklemeye başladı.
Kapı açıldığında gördüklerime inanamadım. Karım saçlarını topuz yapmış,
mükemmel makyajı ile gülümsüyordu. Güzel, uzun boynunda inci gerdanlığı
parıldarken, kırmızı çiçek desenli siyah elbisesi dizlerine kadar
iniyor, ayakbileklerinden bağlı siyak topuklu ayakkabıları ile bir peri
gibi karşısında duruyordu. Kemal önce ıslık öttürerek çiçekleri karıma
uzattı, sonra belinden kendine çekip dudaklarına küçük bir öpücük
konduruverdi. Bir adam karımı kendi evimin önünde, sokak ortasında
dudağından öpmüştü...
Arabaya binerken Merve\'ye kapıyı açan Kemal, hemen yan tarafa geçip
oturmuş, ellerini tutuvermişti. Gideceğimiz restaurant 5 yıldızlı bir
otelin çatı katıydı ve evimize sadece birkaç kilometreydi ama elele,
dizdize, oturan genç aşıkları aynadan izlerken sanki binlerce kilometre
gibi gelmişti o yol. Durduğumuzda ikisi de kapıyı açmamı bekliyorlardı.
İnip kapıyı açtım. Ben de onlarla otele doğru yürümek için hamle
yapmışken, karım \"Sen burada bekle istersen, kocacığım.\" dedi. Hiç bu
kadar aşağılanmamıştım! Ben arkalarından bakakalmıştım... Birkaç
adımdan sonra karım geri döndü. Ben tam beni de çağıracağını düşünürken
\"Kredi kartın kocacığım... Onu vermeyi unuttun.\" dedi. Yıkılmıştım.
3 saate yakın bir süre arabada tek başıma, kızgınlık, nefret,
kıskançlık, aldatılmışlık duygusuyla oturdum. Her şeye rağmen hayatımda
hiç olmadığım kadar tahrik olmuştum, sikim kazık gibiydi ve her kalp
atışımla o da atıyordu. Sonra geri döndüler. Önce Kemal\'i eve
bıraktım. Ayrılırken, arabadan inmeden uzun uzun öpüşüp vedalaştılar...
Eve döndüğümüzde karıma ne yaptıklarını sordum. \"Hiç! Sadece yemek
yedik.\" deyip kestirip attı. Başka bir şey soramamıştım. Yatağa
girdiğimizde karımla sevişmek istedim ama o \"Çok yorgunum, canım.\"
diyerek arkasını döndü ve uyudu.
Tenis derslerimiz devam ediyordu ama artık ben daha pasif bir rol
almaya başlamıştım. Artık onlar maç yapıyor ben izliyordum. Onların
şöförü olmuştum, eşyalarını taşıyor onları izliyor, sonra eve
bırakıyordum. Karımla aramızdaki sessiz anlaşma hala sürüyordu. Beni
aldatmıyordu sonuçta, benim iznim, istediğim dahilinde birlikte
takılıyorlar ama sevişmiyorlardı, evet, bundan emindim... Üçümüzde bu
halden memnunduk ama Kemal\'in eşi Özge şikayet etmeye başlamıştı...
Bir gün maç biterken ben lavaboya kadar gittim, geldiğimde orada
yoklardı. Telefonumu da arabada bırakmıştım, arayamıyordum. 1,5 saat
sonra geldiler ve \"Çok acıkmıştık, gidip yemek yedik. Seni unuttuk
kusura bakma.\" diyerek dalga geçercesine özür dilediler.
Yaz tatili yaklaşırken Kemal\'in karısı Özge\'nin baskılarıyla tenis
derslerimiz sona ermişti. Tatil başladığında Kemal\'in de başka bir
şehre taşınacağını öğrendim. Karıma söylediğimde 1 hafta kendine
gelemedi. En sonunda veda etmek için evine gitmeye karar verip Kemal\'i
aradık.
Bir pazar günü onlara giderken, Merve benden saklamaya çalışarak
ağlıyordu. Eve vardık çok resmi bir \"Hoşgeldiniz.\" \"Hoşbulduk.\"
karşılamasından sonra Özge kahve yapmak için mutfağa gitti. Ben de
lavabonun yerini sordum. Odadan çıktığımda Kemal ve Merve\'nin ayağa
kalkıp sarıldıklarını ve uzun uzun öpüştüklerini gördüm. \"Seni çok
özleyeceğim, aşkım.\" Ben de...\" dediklerini duyabiliyordum. Odaya
döndüğümde Merve Kemal\'le eleleydi, başını omzuna yaslamıştı ve
gözleri kıpkırmızıydı. Kalkıp yerlerine oturdular. Özge Kemal\'in
ıslanmış gömleğini görmüş ve hiçbir şey söylememişti. Kahvelerimizi
içip eve döndük.
Karım bütün yaz depresyondaydı her yıl gittiğimiz tatillere gitmeyi
bile kabul etmemişti...
|
|
Hikaye
|
1374
|
|
Eklenme Zamani
|
9-7-2008
|
|
Ekleyen
|
hikaye
|
|
Puani
|
   
|
|