|
Mrb sevgili okurlar, okuduğum hikâyelerden gerçekten çok keyif
alıyorum. Bazı hikâyeler gerçek olamayacak kadar hayal, bazıları ise
hayal olamayacak kadar gerçek geliyor bana. Yazıp yazmama konusunda
tereddüt ettim ama hala bile unutamadığım bir anımı yazmaya engel
olamadım. Biraz uzun bir giriş olcak, ama işin hazırlık kısımları çok
zevkli oluyor. Bundan yaklaşık 5 yıl önce yüksek lisansa başlamak
amaçlı kayıt olmaya gittim. Sıradan başlayan bir gün, bir sürü prosedür
ve işe geç kalmış olmanın verdiği rahatsızlık. Canım gerçekten çok
sıkkındı ve muhabbet edecek kimse yoktu yanımda. Bütün arkadaşlarım bir
yerlere dağıldılar mezuniyetten sonra. Bütün formları tamamladıktan
sonra sıra teslim etmeye gelmişti. Kuyruğu görünce bir an için teslim
etmekten vazgeçmeyi bile düşündüm, ne de olsa daha zamanı vardı, ama
yan bankoda telaşlı bir şekilde formu doldurmaya çalışan bayanı görünce
beklemeye karar verdim. Girdiği her ortamda dikkati hemen çekebilecek
güzellikte biriydi. Hafif dizaltı bir etek, üzerinde hafif göğüs
dekolteli beyaz bir bluz, abartılı olmayan bir makyaj, fönlü sarı uzun
saçlar, topuklu ayakkabılar ve ince dal gibi bir vücut. Kuyrukta onu
izlemek dışında zevkli bir şey yapılamazdı herhalde. Ben de onu yaptım
zaten ama rahatsız edici olmaması için de özel gayret gösterdim. Fakat
çok telaşlıydı ve bu durum dikkatimi çekti. Çok acele ediyor ve acele
ettikçe bazı yanlışlıklar yapıyordu sanırım. Derken işini bitirdi ve o
da sıraya geçti. En kısa kuyruk nerede diye bakındı ve tam arkamdaki
sıraya geçti. O arada kuyruk tükenmiş önümde sadece bir kişi kalmıştı.
Aniden omzuma bir el dokundu. Ben de onun dokunacağını hiç tahmin
etmediğim için “kim ki bu diye” söylenmeye hazırlanırken “afedersiniz
sizin sıranız biliyorum ama önünüze geçebilir miyim diye sorunca” ben
de gülerek “tabi ki geçebilirsiniz” dedim. “Kusura bakmayın biraz
acelem var da” deyince ona bir mesaj gönderme vakti geldi diye
düşünerek “evet az önce formları doldururken biraz telaşlı
görünüyordunuz” dedim. Gülümseyerek “evet işe biraz geç kaldım da”
deyince nerede çalıştığınızı öğrenebilir miyim, herhalde yüksek lisans
için biraz geç kalmayı problem etmez patronunuz dedim. Aslında
patronumdan dolayı telaş etmiyorum, o İstanbulda duruyor genelde, İzmir
fuarında iş yapan bir şirketin personel şefiyim ve çalışanları her an
denetlemem gerekiyor, tam da fuarın yoğun olduğu bir zaman ve akşam
Sezen Aksu konseri var dedi. “Kimseye hesap vermeniz gerekmiyor,
birazcık gecikmeden bişey olmaz” deyince gülümsedi ve tam o esnada
formu teslim alam memurlardan biri “Heeey sıradaki” diye bağırınca
bizim sohbet kesildi. Belgelerinde bir eksiklik vardı ve telaştan bir
belgeyi doldurmayı unutmuştu. Tabi ki çok işime geldi bu durum, o formu
doldurmakla uğraşırken ben formumu eksiksiz bir şekilde teslim ettim ve
sınava giriş belgesini aldım. Yanına gidip “bakın aceleciliğiniz daha
fazla zaman kaybettirdi” diye takıldım. “Maalesef, yoksa tekrar sıraya
geçmek zorunda mıyım” diye sorunca “hayır siz tekrar sıraya girmeden
teslim edin” dedim. Sıraya girmeden formunu teslim etti ve bana doğru
yöneldi. Ben onun gideceğini anlayınca “aceleniz var bayağı, arabanız
yoksa eğer ben sizi bırakabilirim” deyince “Hayır arabam yok ama
taksiyle gidebilirim” dedi. Taksiye binmenize gerek yok, ben
bırakabilirim, hem zaman kaybetmeyin, taksi durağı da kampusün dışında
deyince “eğer size zahmet olmazsa” deyince, “ne demek, zevkle dedim” ve
arabaya doğru yöneldik. Yolda sohbet ettik biraz. Adının SUDE olduğunu,
Hakla ilişkiler okuduğunu, Karşıyaka da oturduğunu filan bahsetti. Ben
de kendimden biraz bahsettim. Son derece samimi ama cıvık olmayan bir
sohbetti. Özel konulara özellikle girmedim. Parmağında herhangi bir
yüzük yoktu ve biraz ağır birine benziyordu. Tam fuarın giriş kapısının
önüne gelince “ben burada ineyim, size de zahmet oldu, çok teşekkür
ederim deyince”, “önemli değil, tanıştığıma memnun oldum, eee fuar
sizden soruluyor demek ki, ben de aksam Sezen Aksu konserine gelmeyi
düşüyorum, nerden bilet alabilirim” dedim. Bana bilet almama gerek
olmadığını,
kendisine bir iyilik yaptığımı, istersem eğer en ön sıralardan konseri
izlememe yardımcı olabileceğini söyledi. Ben de teşekkür ederek “eğer
siz de seyredecekseniz olur” dedim. Seyretmeyi düşündüğünü eğer bir
sorun olmazsa orda olacağını söyledi. “Aksam gelirken güvenlikçi
arkadaşlara sorarsanız sizi bana yönlendirirler” deyince buna “gerek
yok, fuarın giriş kapısında bir sorun çıkarırsam herhalde ilk önce size
getirirler” diye takıldım. Gülüştük ve “iyi günler YILMAZ bey diyerek
kapıyı kapattı. Ben onu arkadan seyre dalmışken arabaların korna
sesiyle kendime geldim. Büroda bütün gün aklımdan hiç çıkmadı, akşamın
gelmesini iple çektim. Erkenden eve gittim, hafif spor bir şekilde
giyimdim, duşumu aldım, parfümümü sıktım ve yola koyuldum. Arabayı
içeri alan güvenlikçilere “Sude hanım ile görüşmek istiyorum” dediğimde
park ücreti dahi almadan “lütfen arabayı şuraya park edin, ben sizi
götürürüm” yanıtını alınca Sudenin gerçekten bir forsu olduğunu
anladım. İçeriye önce güvenlikçi girdi ve sonra beni içeri davet etti.
İşte karşımdaydı. Sabah ki güzelliğini hala koruyordu ama biraz
yorulmuş gibiydi. “Sude hanım biraz yorgun gördüm sizi, çok
çalışıyorsunuz, biraz kendinize zaman ayırın” dedim. “Haklısınız,
aralıksız çalışıyorum sadece öğle yemeği arası verdim, akşam yemeğini
bile burada yedim. Aslında konser dinlendirici olur ama yapacak o kadar
çok iş var ki” deyince, işin her zaman olduğunu ve bitmediğini, böyle
çalışmanın da verimli olamayacağını anlattım. Amacım benimle birlikte
konsere gelmesini sağlamaktı. Haklısınız, konsere ben de geleyim ama 5
dk izin verirseniz toparlanayım dedi. Dışarı çıktı, makyajını tazeledi
ve içeri girdiğinde sabah ki haline dönüvermişti. Birlikte dışarı
çıktık, açık hava tiyatrosuna girdik ve doğrudan en ön sıralara
yöneldik, önden 2. veya 3. sırada bir yere oturduk. Tabi ki çok güzel
bir konser oldu. Aralarda sohbet etme imkanımız da oldu. Kesinlikle
eğlenceyi seven biriydi ama kesinlikle de zor bir kadındı. İşim çok zor
diye düşünmeye başladım. Çıkışta evine bırakmayı teklif ettim ama kabul
etmedi. Evinin biraz uzak olduğunu, bana bugün yeterince zahmet
verdiğini ve şirket araçlarının akşam kendisini bıraktığını söyleyince,
çaresiz kabul ettim. Aklıma hemen yüksek lisans sınavı geldi ve “sınava
geleceksiniz değil mi” diye sordum. Sınava geleceğini ama pek bir
hazırlık yapamadığını filan söyledi. Sınav günü görüşürüz deyince fazla
üstelemedim. Ağır takıldığı ve süründüreceği belliydi. Ama kesinlikle
kafaya koymuştum. Sınav gününe kadar zor da olsa günler tükendi. Ben
cinlik yapıp, sınava gireceği bölümü, yeri ve sırasını önceden
öğrenmiştim. Ben kendi bölümümde 2. sırada girecektim mülakata, o ise
25. sıradaydı. Yani sınav çıkışı bayağı zamanım olacaktı. Sınava girdim
ve çıktım. Hemen Sudenin olduğu yere doğru ilerledim. Sırayla onlar da
alınıyorlardı ve daha 3. sıradaki kişi girmişti. Karşıdaki kantinde
bekliyordu herkes. Ben de kahve alma bahanesiyle içeri daldım ve
karşımda Sudeyi gördüm. Merhabalaştıktan sonra sınava daha çok
olduğunu, beklemekten de canının sıkıldığını filan söyledi. Fırsat bu
fırsat işyerini arayıp sınavın uzadığını ve muhtemelen bugün işe
gelemeyeceğimi söyledim. Sude ile koyu bir muhabbet başladı.
Birbirimizi çok tanımadığımız için konu ister istemez özel konulara
kayıyordu. Hayatında şu an birisi olmadığını ama 4 yıllık bir
ilişkisinin 3 ay önce bittiğini, bu durumun kendisini biraz sarstığını
filan söyledi. Bana sorunca, ben de hayatım da birisinin olmadığını,
daha önce ilişkiler yaşadığımı ve hatta nişanı bozduğumu anlattım.
Vakit ilerliyordu ve sıra sanki ilerlemiyordu. Öğle yemeği zamanı
sınava ara verilince birlikte bir yemek yedik. Aksam üstüne doğru
sınava girdi ve çıkışta morali bozuk bir şekilde bu sınavı kazanmasının
mümkün olmadığını söyledi. Birlikte çıktık ve isterse bişeyler içmeyi
teklif ettim. Kabul edince Kordona oturmaya gittik. Ordan buradan
derken geç saatlere kadar oturduk ve sonrasında da evine bıraktım.
Artık hergün telefonla konuşur olmuştuk. Önceleri 1-2 dakika süren
muhabbetler, sonrasında uzamaya ve hatta msn de saatleri almaya başlamıştı.
Çok yakınlaşmıştık ve artık cinsellik konularını da konuşuyorduk.
Önceki ilişkisinde bayağı aktif bir seks hayatı olduğunu
çıkarabiliyordum. Artık harekete geçme zamanı gelmişti ve beni çok
pasif görmesini de istemiyordum. Bir gün onu sinemaya davet ettim.
Tipik bir pizza ve sinema olayı. Çıkışta ise haftasonu için onu bir
akşam yemeği için ikna ettim. Fasılı sevdiğini söylediği için
Pasaportta fasıl olan bir restauranta götürmeye karar verdim. Ne olursa
olacaktı bu akşam ve eğer olmayacaksa onunla pek görüşmeyecektim. Evi
temizlikçiye temizlettim. Özenle hazırlandım ve arayıp onu evinden
almak üzere yola çıktım. İnanılmazdı. Göğüs dekolteli muhteşem bir gece
elbisesi, güzel bir makyaj vs. vs. Çok özenli hazırlanmıştı. “tek
kelime ile harika olmuşsun” deyip dudağının kenarına bir öpücük
kondurup gecenin ilk mesajını yolladım. Yemek çok güzel ve eğlenceli
geçti. Birlikte şarkılara eşlik ediyor, birbirimizin gözünün içine
bakıyor, ellerimiz kenetleniyordu. Alkolün de vermiş olduğu bir
rahatlık ve gevşeme de vardı. Ben araba kullanacağım için fazla
içmiyordum ama SUDE iyi gidiyordu. Bana “buradan çıkınca dans
edeceğimiz bir yere gidelim mi?” diye sordu. Tabiî ki kabul ettim ve
hesabı ödeyip Alsancak da canlı müzik olan bir yere gittik. Haftasonu
olduğu için çok kalabalıktı. Dans etmeye, birbirimize dokunmaya ve
öpüşmeye başladık. Artık çok rahattım. Onu öpüyor, kokluyor ve
okşuyordum ama dayanacak gücüm de kalmamıştı. Çok uğraşmıştım ve
neredeyse 1,5 aydır bu anı bekliyordum. “Çıkalım mı istersen bende
devam edebiliriz” dedim. Kabul etti ve birlikte çıktık. Saat gecenin 3
ü olmuştu. Eve gelince doğrudan salona götürdüm, bir kahve yaptım ve
birlikte bir kahve içtik. Ama kahvelerimiz bitmeden dudaklarımız
kenetlendi. İnanılmaz bir şekilde öpüşüyor, öpüşmüyor adeta
dudaklarımızı sömürüyorduk. Boynunu öpüyor, kulak memelerini yalıyor,
sonrasında tekrar dudaklarıma yumuluyordum. Çok güzel öpüşüyordu. Hafif
dizaltı olan elbisesinin altından elimi yavaş yavaş kadınlığına
götürdüm. Alev gibi yanıyordu. O da aynı şekilde benim sikime elini
atmış, ovuyor bir yandan da pantolonumun fermuarını çözmeye
çalışıyordu. Ayağa kalkıp pantolonumu çıkarmasına yardım ettim.
Üzerimdekileri bir bir çıkarmaya başladı. Bende onun elbisesini çıkarıp
sütyeni ve tangası ile kalınca kaymak gibi muhteşem vücut karşımdaydı.
Boxerımı indirip sikime hafif dil darbeleri atmaya başladı. Her
tarafımı yalıyor, taşaklarımı emiyor ve eliyle sikimi kavrıyordu. Ben
kendimden geçmiştim. Ben inledikçe o daha sert bir şekilde emiyordu.
Sikim balta sapı gibi olmuştu. Şimdi sıra bendeydi. Ayağa kaldırdım ve
sütyenini çıkardım. O muhteşem göğüsleri emmeye başlayınca “ıııhhhh
aaahhhhh” sesleri birbirine karıştı. Sonrasında koltuğa sırtüstü
uzattım ve her tarafını yalamaya başladım. Yavaş yavaş amcığına
geldiğimde inanılmaz iniltiler çıkarıyordu. Muhteşem kokan o amcığını
dakikalarca yaladım. Yalıyor, dil darbeleri atıyor, bir parmağımla
amcığını hazırlamaya çalışıyordum. Adete kendinden geçmiş gibiydi ve
sanki beni 1,5 aydır uğraştıran o ağır kadın gitmişti. Dayanamıyor, “ne
olur sooook, dayanamıyorum, içimde hissetmek istiyorum, siiik beni,
siiiiiiik” diye inliyordu. Bacaklarını omzuma alıp, içine yavaş yavaş
girmeye ve pompalamaya başladım. Dakikalarca siktim o pozisyonda. Ben
pompaladıkça “biraz daha hızlı biraz daha hızlııııııı” diye diye
bağırıyordu. Sonunda sarsıla sarsıla boşaldı ama ben daha
boşalmamıştım. Koltuğa oturup onu kucağıma aldım. Kalçalarını iyice
kavradım. O ise hızlı bir şekilde inip kalkmaya ve inlemeye başladı.
Bir yandan da yüzümün hizasına gelen göğüslerini yalıyordum. Şaplamalar
arasında boşalmak üzereyken “içime boşalabilirsin, korunuyorum” deyince
içine muhteşem bir şekilde boşaldım. Bir süre öylece kaldık ama daha
gece yeni başlamıştı. Sonra sikimi yalayarak tekrar kazık gibi yaptı.
“Senin istediğin pozisyonda yaptık, bu sefer sıra benimkinde” dedi ve
ellerini koltuğun kenarlarına koyarak domaldı. “bu pozisyonu çok
seviyorum, bu şekilde bana hükmedildiğini düşünüyorum” dedi. Ben de
önce göt kenarlarına ve amcığına öpücükler kondurup
yalamaya başladım. Sıra sokmaya gelmişti. Bacaklarını iyice yana ayırıp
sırtına bastırınca muhteşem amı ortaya çıktı. Önce birkaç kere sokup
çıkardım. “Dayanamıyorum, ne olur gir, dağııııt beni” diye feryat figan
inliyordu. Hızlıca yüklendim ve tamamını içine alıncaya kadar
bastırdım. O pozisyonda yaklaşık 10 dakika siktim. O bağıra bağıra
boşalırken ben ise “yalayarak boşalt” dedim. Ağzına aldı ve sömürür
gibi yalamaya ve emmeye başladı. Dil darbeleri atıyor, emiyor ve eliyle
otuzbir çekiyordu. Ben de daha fazla dayanamadım ve yüzüne fışkırarak
boşaldım. Yüzünün her tarafı meni olmuştu. Bir süre koltukta yığıldık
ikimizde. Çıkıp yüzünü yıkadı ve geri geldi. Sonrasında meyve soyup
getirdi ve birlikte yedik. Ne de olsa acelemiz yoktu ve yarın da
Pazardı. O gece sabaha kadar 2 posta daha kaydım SUDEYE. Sabaha doğru
uyuyakaldık ve öğleye doğru uyandım. SUDE daha uyuyordu. Yana yatmıştı
ve çarşafı üzerinden attığımda yandan amcığı muhteşem bir şekilde
ortadaydı. Yavaşça amına sürtmeye sikimin başını sokmaya başladım. O
esnada uyandı. “oooo bakıyorum da daha seninki rahat durmuyor” dedi.
Yan pozisyonda siktim onu. Gün bizimdi. Kahvaltıdan sonra, banyoda,
yatak odasında ve mutfak masasında siktim onu. Akşama doğru giyinip
evine bıraktım onu. “Muhteşem bir geceydi, tşk ederim ama en kısa
zamanda tekrar istiyorum” dedim. “Ben de çok istiyorum, gerçekten
harika bir erkeksin” diye karşılık verdi. Biraz geç olmuştu ama
muhteşem olmuştu. SUDE ile ilişkimiz 6 ay sürdü. Bu süre içinde baş
başa tatil de olmak üzere sürekli seviştik. 6 ay sonra İstanbulda iyi
bir şirketten iş teklifi aldı ve İstanbula taşındı. Birkaç kere
İstanbula da gittim onun için. Ama zor oluyordu. “Gözden uzak gönülden
de uzak” derler ya. Sonrasında evlendi ve bir daha hiç görüşmedik. Ama
benim asla unutamadığım gecelerin sultanı da o olmuştu. Hoşçakalın,
|
|
Hikaye
|
1144
|
|
Eklenme Zamani
|
7-3-2008
|
|
Ekleyen
|
hikaye
|
|
Puani
|
(None)
|
|